Suudi Arabistan

Mart 13, 2014

İslam’ın beşiği ve Arap yarımadasında bulunan en büyük ülkedir Suudi Arabistan. Ürdün, Irak, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Yemen, Basra körfezi ve Kızıldeniz Suudi Arabistan coğrafyasını çevreler. Mekke ve Medine İslam’ın kutsal şehirleri olurken, milyonlarca Müslüman hac ve umre gibi dini ibadetleri için bu ülkeyi ziyaret etmektedir. Dünya Müslümanlarının gündemini Suudi Arabistan belirlerken, Kabe’i Şerif her yıl milyonlarca Müslüman tarafından hacı olmak amacıyla ziyaret edilir. Söz gelimi hacı olmak için, Türkiye’den Suudi Arabistan’a 2012 yılında 70 bin kişi gitmiştir. Hacı olmak için, 70 bin kişi arasına girmeyi planlayan Türkiyeli Müslümanların dikkat etmesi gereken konu ise, Diyanet İşleri başkanlığına gerekli olan başvurularda bulunup, gelişmelere göre Suudi Arabistan vize işlemleri içinde girişimlerde bulunmalarıdır. Ülkeye dini bir gerekçe ile gidildiği takdirde Suudi Arabistan umre vizesi işlemleri için başvuru yapılmalıdır. Umre vizesi için başvuru formu doldurulup, Diyanet İşlerinin vereceği onay ile kutsal olan umre ziyaretini gerçekleştirelebilirsiniz.

Hacı olan ziyaretçiler ülke ekonomisi için önemli bir gelir kaynağı oluştururken, Suudi Arabistan ekonomisinin baş aktörü ise petroldür. Ülkenin petrol ile tanışması ise ülkeyi dünya ekonomisi için önemli bir konum kazandırmıştır. Ayrıca hurma Suudi Arabistan’ın tabii kaynaklarından biri ve dünyanın çok sayıda ülkesine ihraç edilen önemli gelir kaynağıdır.

Suudi Arabistan gerek hac ibadeti, gerekse ruhani ve otantik coğrafyasıyla ilginç bir ülkedir. Ülkenin Kızıldeniz kıyılarında ki plajlar muhteşem özellikler, kayalar, mercanlar ve adaların sahip olduğu doğa birçok bakımdan ilgi çekicidir. Ayrıca, çöl iklimin hakim olduğu Suudi Arabistan’daki vahalar, görkemli dağ zirveleri ve yamaçları, nehirler bambaşka tabiatıyla türüne az rastlanır. Çöl iklimin özelliği olan fantastik kum alanları, taş oluşumlarının kendine ait dokusu merak uyandırırken, Suudi Arabistan çöllerinde yağmurun düştüğü dönem meydana gelen yeşillikler ve meralar etkileyicidir.

Osmanlı dönemi özelliği taşıyan binalar, hanlar ve çarşılar ise Suudi Arabistan’ın mimarisini zenginleştirmekte. Nisan ve mayıs ayları arasında yapılan deve yarışları ise heyecan vermektedir. Suudi Arabistan başkenti Riyad, ülkenin finans, metropol ve kültür hayatının şekillendiği en önemli şehirlerden biri olup, çok sayıda müze ve Arap tarihinin önemli simgesi olan Al Masmak kalesi, başkent Riyad’da bulunur. Suudi Arabistan şehirlerinin başlıca en önemlileri Riyad, Cidde, Mekke, Medine ve Tebük olurken özellikle Mekke İslam dini için kutsal bir şehirdir. İslam dininin peygamber Hz Muhammed (sav) bu şehirde dünyaya gelmiş olup, Kuranı Kerim’de bu şehire inmiştir. Ayrıca tüm dünya müslümanları hacı olmak için her yıl mekkeyi ziyaret etmektedir. Medine yine dünya Müslümanları için önemli bir şehir olurken Mescidi Nebevi ve Uhud dağı Medine’de bulunur. Suudi Arabistan şehirleri en eski yerleşim yerlerinin olduğu topraklardır. Dünya ticari tarihinin bir kısmı bu topraklarda oluşurken özellikle Riyad, Tebük ve Damman Suudi Arabistan ekonomi hayatı için önemli şehirlerdir.

Suudi Arabistan İklimi

Suudi Arabistan toprakları çöl özelliğine sahip olduğu gibi, aylarca hatta hiç yağış almayan bölgelerde bulunmaktadır. Sıcak, Suudi Arabistan ikliminin en belirgin özelliğidir, yüksek yerlere yaklaştıkça ise hava şartları değişir ve serinleşir. En ideal ve uygun iklim Yemen’e yakın olan Necid çölünde görülür. Dehna ve Tehame bölgelerinde ise şiddetli sıcak ve kuraklık görülmektedir. Kısacası Suudi Arabistan hava durumu mevsime göre değişirken, ülkeye genel anlamda sıcak bir hava hakimdir.

Suudi Arabistan Ekonomisi

Suudi Arabistan ekonomisinin temel belirleyicisi ve dinamiği petroldür. Petrol ülkede 1932 yılında bulunurken, dünya ekonomisini bu tarihten itibaren etkilemeye başlamıştır. Dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri olan ülke Orta Doğu’da en büyük dünyada ise 3. Büyük ülke konumundadır. Petrolle paralel olarak Petro kimyası kurulmuş, gaz altın, gümüş ve demir ise, Suudi Arabistan’ın diğer önemli yer altı zenginlikleridir. Ülke topraklarının %2 si tarıma elverişlidir. Genel nüfusun %28’i ise tarım alanın da faaliyet gösterir. Buna rağmen tarım, ülke ekonomisi için önemli bir gelir kaynağıdır. Hurma buğday ve meyveler Suudi Arabistan’da en çok yetiştirilen ürünler olurken, özellikle hurma ülke ihracatının önemli ürünlerindendir. Hayvancılık yine ülke halkına gelir getiren uğraşlar olurken deve, koyun ve eşek beslenir. Yün ve hayvan derisi üretimi ise yaygındır.

Turizm Suudi Arabistan ekonomisinde petrolün ardından en büyük pay turizme ait olurken, Müslümanlık için önemli olan hac ve umre ibadetlerini gerçekleştiği bölgeler Suudi Arabistan toprakları içinde yer alır. Ticaretin gerçekleştiği başlıca Suudi Arabistan limanları ise, Yenbu, Cidde, Ras, Tanura ve Dahran’dır. Suudi Arabistan Riyali ise hem ülkenin para birimi olup hemde eski yıllardan bu yana dünya ticaretinin para birimlerinden biridir.

Arap Yarımadası’nın büyük bölümünde binlerce yıl boyunca göçebe kabile yaşamı sürdürüldü. Hz.Muhammed’in (S.a.v.) 571′de Mekke’de doğması, dünya tarihinde yeni bir çağ başlatarak, Arabistan’ın önemini artırdıysa da, Emevi sülalesinin, Şam’ı başkent yapmasıyla, İslâm dünyasının ağırlık merkezi Suriye’ye kaydı (692). Arap Yarımadası 16. yüzyıldan I. Dünya Savaşı’na kadar, Osmanlı yönetiminde kaldı. 1730′larda ortaya çıkan Vehhabi hareketi 1745′te Suud ailesi tarafından benimsendi. 1902′de Kuveyt’te sürgünde bulunan Abdülaziz bin Suud, Riyad’a dönerek yeniden siyasal birlik arayışlarına başlar. Aynı yıllarda Osmanlı devleti bu fiili durum karşisında bir çözüm olarak Abdülaziz’in babası Abdurrahman’ı Riyad kaymakamı olarak tayin eder. Balkan savaşının sürdüğü sıralarda Osmanlı askerlerinin bölgede azaltılmasını fırsat bilen Necit emîri ve vahhabi imamı olan [Abdülaziz b Suud], idari merkez olan Hasa/Ahsa’yı ele geçirir (1913). Sonra, 1921-1926 arasında Ha’il, Mekke, Cidde ve Asir’i ele geçirerek topraklarını genişletti ve 1926′da Hicaz kralı, 1932′de Suudi Arabistan kralı ilan edildi. Aynı yıl Suudi Arabistan’ı resmen tanıyan ilk devlet Türkiye Cumhuriyeti, ilk kutlama mesajını çeken kişi de Gazi Mustafa Kemal oldu. 1936′da ilk petrol yatağının bulunduğu, ama II. Dünya Savaşı’na kadar ciddi bir kuyu açma çalışması yapılmayan ülkede, Abdülaziz El Suud’un ölümünden (1953) sonra, yerine geçen oğlu Suud bin Abdül Aziz, 1964′te Suudi aile meclisinin kararıyla tahttan indirildi ve yerine kardeşi Faysal bin Abdül Aziz geçirildi (2 Kasım 1964). Ülkeyi modernleştirme girişimlerine başlayan Faysal bin Abdül Aziz’in 1975′te yeğenlerinden biri tarafından öldürülmesinden sonra, yerine geçen kardeşi Halid bin Abdül Aziz, 1979 Mısır-İsrail Barış Antlaşması’na şiddetle karşı çıkmakla birlikte, Arap-İsrail anlaşmazlığında ılımlı bir siyaset izledi, Halid bin Abdül Aziz’in 1982′de ölmesiyle yerine Fahd bin Abdül Aziz geçti.

Devlet yapısı:
Suudi Arabistan, şeriat yasalarının anayasa olarak kabul edildiği bir krallıktır. Hem yürütme gücünü, hem yasama gücünü elinde tutan kral, Bakanlar Kurulu’nu kendi atar ve kararlarını veto etme hakkına sahiptir. Yönetimle ilgili önemli kararların aşağı yukarı tümü, Suudi ailesi tarafından alınır. Siyasal parti de, yasama organı da bulunmamakla birlikte, her yurttaş “meclis” diye adlandırılan düzenli dinleme oturumlarına doğrudan başvurarak krala şikâyetlerini iletebilir, yardımını isteyebilir.
Suudi Arabistan’da kral seçimi ile ilgili reforma gidiliyor. Kral artık halefini kendi seçemeyecek. Bunun yerine Kraliyet ailesi üyelerinden oluşan Biat adlı özel bir konsey gizli oylama yöntemiyle yeni kralı belirleyecek. 3 aday ise Kral tarafından tespit edilecek. Ancak Konsey yönetim için yetersiz gördüğü kralın haklarını elinden alma gücüne sahip olacak.

Toplum yapısı:
Suudi Arabistanlıların büyük bölümünü, yerli kabilelerin soyundan gelen Araplar oluşturmaktadır. Basra Körfezi kıyısında bir İranlı azınlık topluluğu yaşar. Yabancı işçilerin sayısında son yıllarda büyük bir azalma olmakla birlikte, ekonomi yabancı işgücüne bağımlı durumdadır.
Resmî dil olan Arapça ve çeşitli lehçeleri, bütün nüfus tarafından konuşulur. Nüfusun %97′si müslümandır. Suudi vatandaşlarının çoğunluğu Seleffiye mezhebinden sünnilerdir. Şiiler müslüman nüfusun %20-25′ini oluşturur.
Nüfusun büyük bölümü Riyad, Cidde, Mekke, Taif, Medine, Dhahran, Dammam, El Huber ve Hufuf gibi büyük kentlerde toplanmıştır. Kırsal kesimde, göçebe Bedevilerin sayısı, yerleşik tarımcılarınkinden yüksektir. Rubülhali ve Nüfud çölleri bütünüyle ıssızdır; öteki yörelerde de çoğunlukla nüfus yoğunlukları düşüktür. Batı kıyısında, Riyad çevresinde ve doğudaki petrol alanlarındaysa, biraz daha yüksektir.

Ekonomi
1936′da petrol bulunmasına kadar ekonomisi Mekke ve Medine’yi ziyarete gelen hacılara ve hurma dışsatımına bağımlı olan Suudi Arabistan’ın, bu gelirleri günümüzde de sürmekle birlikte, ekonomisinin temeli petrole dayanır. Hükümet, petrolden elde edilen gelirleri Suudi Arabistan’ı çok çeşitli bir sanayi ülkesine dönüştürmek için gerekli altyapıyı yaratmak için kullanmıştır. Ham petrol ve petrol ürünlerinin, devlet gelirlerinin %90′dan çoğunu oluşturduğu ülkede, petrolün büyük bölümünü çıkaran ARAMCO şirketinde Suudi ailesinin payı 1973′te %25 iken, 1974′te %60′a, 1980′de de %100′e yükselmiştir.
Basra Körfezi kıyısındaki Cuhail ve Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu’da kurulan yeni ve büyük sanayi merkezlerinde, enerji kaynağı olarak petrol yataklarından boruyla getirilen doğalgaz kullanılmaktadır. Petrol yatakları, petro-kimya sanayisi ve yapay gübre üretimi gibi sanayi kolarının yanı sıra demir-çelik sanayisi, çimento sanayisi, besin sanayisi, vb. dallar hızla gelişmektedir.
Tarım alanında, hükümet, besin ürünleri alanında dışsatıma bağımlılığı azaltmak için, tarım üretimini desteklemektedir. Yakın dönemde balıkçılık da gelişmeye başlamıştır.
Ayrıca, El Huber’de çıkarılan petrolde ülke ekonomisine yüksek katkılar sağlamaktadır. El Huber dışındaki bölgelerde de çıkartılan petrol en çok Ash Sharqiyah ve çevresinde çıkartılmaktadır. Dhahran’da, Dammam’da, Al Qatif’te ve bunlar dışında birçok şehirde çıkartılmaktadır.
Bölgeler:
Suudi Arabistan 13 yönetsel bölgeye bölünmüştür. Çoğu en büyük şehirlerine göre adlandırılmışlardır:

1.El Baha
2.Kuzey Sınır Bölgesi
3.Cevf
4.Medine
5.El Kasım
6.Riyad
7.Doğu Bölgesi
8.Asir
9.Hail
10.Cizan
11.Mekke
12.Necran
13.Tebuk

Suudi Arabistan Vizesi

Suudi Arabistan Türkiye’ye vize uygulaması olan ülkelerden biridir, Türkiye’den ülkeye gidecek olan kişilerin Suudi Arabistan vizesi almaları gerekirken, Suudi Arabistan vizesi, Suudi Arabistan Konsolosluklarından yahut konsolosluğun görevlendirdiği vize merkezlerinden alınabilmektedir. Vize başvuru işlemlerine seyahatinizin 2 hafta öncesinde başlanması ideal bir tarihtir, eksiksiz ve doğru doldurulmuş evraklarla vize başvuru işlemlerinde bulunabilirsiniz. Vize başvuru formunda verecek olduğunuz bilgilerin, başvuru evraklarındaki bilgilerinizle uyum göstermesine ise dikkat edilmelidir. Suudi Arabistan Konsolosluğu, başvuru evraklarında bulunan bilgileriniz arasında herhangi bir uyumsuzluğu göz önünde bulundururken, gerçeğe aykırı beyan veren kişilere ise Suudi Arabistan mevzuatınca yaptırım uygulanacaktır. Suudi Arabistan turistik vizesi bulunmamaktadır. Hac, umre, ziyaret ve ticari vize Suudi Arabistan vizesi türleridir. Eksiksiz ve doğru bir şekilde toparlanmış evraklarla Suudi Arabistan vize başvuru işlemlerinde bulunulabilir.

Suudi Arabistan Hava alanları

Suudi Arabistan dünyanın en büyük hava yolu ağına sahip ülkelerden biridir, lüks ve modern uçaklar ülkeler arası ulaşımı kolaylaştırırken Türkiye yönünden Suudi Arabistan yönüne direk uçuş olan çok sayıda havalimanı mevcuttur. Suudi Arabistan telefon kodu ise 966dır.
Riyad, Cidde, Damman, Medine, Tabuk, Taif, Gassim, Bisha, Al Baha, Alahsa, Yanbu, Abha, Hail, Jazan, Nejran, Vadi Ad Dawasir, Arar, Sharurah, Jouf, Gurayat, Qaisumah, Rafha, Turaif, Wedjh, Dawadmi, Al Ula, King Khalid, Mil. City Türkiye’den, Suudi Arabistan yönüne doğru direk uçuşların gerçekleştiği havaalanlarıdır.

 

Bir Cevap Yazın