Şişmanlık nedir

Ocak 2, 2014

Aşırı yağ toplanmasından dolayı vücudun şişkin görünmesi. Şişmanlık, vücutta hücre sayısının ve yedek enerji deposu olan yağ dokusunun aşırı derecede artmasına yol açan bir beslenme bozukluğunun belirtisidir. Durmadan yenilenmekte olan yağlar gerekirse şekerde ve bazı şartlar altında proteine dönüşebileceği gibi şeker ve protein de yağa dönüşebilir. Şişmanlık, belli bir dereceyi aştığı zaman ağır sakıncalar doğurur: hareket sisteminde bozukluğa (koksartroz, çeşitli ağrılar) nefes darlığına, bronş nezlesine, yozlaştırıcı damar hastalıklarına, damla ve şeker hastalığına, taş oluşmasına v.b. yol açabilir. Şişmanların az yaşadığı istatistiklerle ispatlanmış bir gerçektir. Şişmanlık bazı hormonların fazlalığına ve bir dereceye kadar bu hormonların yapısına bağlıdır. Erkek tipi şişmanlık’ta özellikle gövde kalınlaşır; bu çeşit şişmanlık kaba kaslı ve kıllı erkeklerde görülür. Kadın tipi şişmanlık’ta kalça ve memeler irileşir, karın büyümez, gövde yağlanır, butlar kalınlaşır; hastanın derisi ince ve kılsızdır. Bu tip şişmanlık daha çok kadınlarda ve hormon etkisi henüz belirli olmayan çocuklarda görülür. Böbreküstü bezi kabuğunun aşırı çalışması, gövdede ve yüzde hafif bir şişmanlığa sebep olur; kaslar zayıflar (protein katabolizması ve yağ anabolizmasından). Hipotiroidi ise sahici bir şişmanlığa değil, bazı kısımlarda miksödemli bir yağ birikimine sebep olur. Şişmanlığa sebep olan temel etmenler soya çekim, bazı sinir hastalıkları ve besinlerin verdiği enerjiyle, kullanılan enerji arasındaki aşırı dengesizliktir.

Soya çekim, insanda bazı beslenme tiplerine göre yağlanmaya kısmî bir istidat yaratır. Buradaki durum bazı hayvan ve bitkilerde olduğu gibidir. Yağ biriktirme istidadı, sürekli az beslenme hallerinde ortaya çıkmaz. «Az gelişmiş» ülkelerde şişmanlık sadece imtiyazlılarda görülür ve bir zenginlik işaretidir. Soya çekim, bazı ailelerde geleneksel beslenme tarzıyle birleşince şişmanlığı daha da artırır. Şişmanlığa yol açan sinirsel etmenler, hipotalamustaki sinir merkezlerindeki, özellikle acıkmayı düzenleyen ve yedek besin birikimini ayarlayan merkezlerdeki organik bozukluklara bağlıdır. Bu durumda fazla yemek söz konusu değildir; çünkü doyma duygusu normalden daha yüksek bir seviyede elde edilir. Bazı duygusal sarsıntılar (yas, ayrılık v.b.), bazı sinir-hormon dengesizlikleri (düşük, gebelik, doğum) her zaman rastlanan örneklerdir. Sinir-hormon dengesizliği halinde bazı hastalıklarda (tüberküloz) olduğu gibi, aldatıcı aşırı beslenme eğilimi, hareketsizlikle birleşince şişmanlık meydana getirir veya şişmanlığı artırır. Hipotalamustaki bu ayarsızlık, erginlik veya menopoz gibi geçit devrelerinde de görülebilir.

Alınan besinlerle kullanılan enerji arasındaki dengesizlik bazen çok göze batıcıdır: meselâ, genç yaşında sporcu olan birinin, yaşı ilerlediği zaman oturarak çalışması ve eski yemek alışkanlıklarını sürdürmesi halinde durum budur. Yaygın oldukları için iki özel hali de bu arada saymak gerekir: «selülit» ve su birikmesi.

Su birikmesi: yağ dokusu ile kemik dokusu organizmada su bakımından en fakir olan dokulardır. Şişmanların çoğunda bir kilograma isabet eden su miktarı normal bir zayıfa göre daha azdır. Şişman bir kimse, herhangi bir insan gibi su ve tuz kaybederek (terleme, fazla sidik çıkarma) birkaç kilo verebilir. Fakat bu usul tek başına sürekli bir sonuç vermez; gerçek şişmanlıkta tuz ve su perhizi sadece aldatıcıdır.

Selülit. Genellikle kadınların derisinde, özellikle but kısmında derialtı dokusunun özel bir biçim almasıdır. Altderinin derin yüzü, içinde damar ve sinir bulunan katılgan bir bağ dokusuyle daha derin tabakalara bağlamr. Yağ tabakasının kalınlaşması bu dokuyu gerer, deriye özel bir renk ve düğümlü bir görünüş verir. Katılgan doku bağlarının yoğrularak koparılması, acı vermekle beraber selüliti yok eder.

Yemek rejimi. Bazı durumlar dışında, şişmanlığın enerji, yani beslenme yönü, sinir-hormon yönünden daha önemlidir. Birçok hastada olduğu gibi uzun süre uygulanmış rejimlerin etkisi bunu ispatlamağa yeter. En iyi rejim hastanın bir zarar görmeden uygulayabileceği rejimdir. Böyle bir rejim uygulanırken zevkler ve imkânlar göz önüne alınır. Metabolizmaya ve iştaha etki yapan çeşitli ilâçlar iyi birer yardımcı olmakla beraber ancak gerektiğinde ve uygun şekilde kullanılabilir. Bu alanda «önleme tedaviden iyidir»; yeni başlamış olan bir şişmanlığı önlemek, yerleşmiş bir şişmanlıkla savaşmaktan daha kolaydır.

 

Bir Cevap Yazın