Sinir Sisteminin Yapısı

Ocak 2, 2014

Sinir sistemi, bedenimize canlılık veren âkım devresidir. Dış dünyayı algılamamıza, içimizdeki dün yayı izlememize olanak veren bu sistemdir. Bu sistemin çalışması sayesinde kaslarımızı oynatıp çeşitli organlarımızın hareketlerini düzenleyerek, çevremizdeki değişikliklere yanıt verebilir, tepki gösterebiliriz.

Sinir Sisteminin Yapısı

Sinir sistemi, çevreyi izleyen be denin çok sayıda hareketine yön veren ve düzenleyen içiçe geçmiş ayrı ayrı birtakım bölümler olarak düşünülebilir.

Merkez sinir sistemi (MSS), beyin ve omurilikten oluşur . Çev re sinir sistemi, ona bağlı olup bedenin her yanını dolaşır. Çevre sinir sisteminin başlıca iki bölümü vardır : somatik yada istemli sinir sistemi ve bedendeki organların bilinçdışı denetimini yöneten, otonomik (yaşatkan) yada istemsiz sinir sistemi . Somatik sistem en başta duyumların algılanmasını ve kas etkinliğinin istemli denetimini yönetir. Gözden, kulaktan, tat alma cisimciklerinden, denge organlarından ve deride tümü birden dokunma duyusunu oluşturan milyonlarca basınç, ısı ve ağrı alıcısından buraya bilgi gönderilir. Ayrıca kaslardaki ve kas kirişlerindeki gerilim derecesini algılayan ve kan basıncını, kandaki oksijen, glikoz ve karbondioksit düzeylerini izleyen alıcılar da vardır. Merkez sinir sisteminden çıkan motor sinirler, kaslara bilgi iletir ve hareketi bu yolla başlatırlar.

Nöronlar, Dendritler, Sinapsis

Sinir sistemini oluşturan hücreler, yani nöronlar, içinde çekirdeği taşıyan bir hücre gövdesi ile «akson» (silindir eksen) adı verilen uzun bir kuyruk yada uzantıdan ibarettir . Hücre gövdesinin üzerinde ve aksonun ucunda «dendrit» adı verilen kısa uzantılar vardır. Sinir hücreleri arasında bir hücrennin aksonundan yandaki hücrenin gövdesine olan bağlantı bu kısa uzantılarla (dendritler) kurulur. Bu bağlantı, sinapsis adı verilen küçük bir aralığın içinde gerçekleşir. Çevre sisteminin sinirleri, aslında, sinir boyunca uzanan aksonlardan oluşur (bacaklarda bu uzunluk bir metreye kadar varır); buna karşılık merkez sinir sistemi kısa gövdeli hücrelerden yada akson demetlerinden oluşur. Hücre gövdelerinin, merkez sinir sistemi dışında.
duyusal sinirler ve istemsiz sinirler olarak ortaya çıktıkları yerlerde, bu hücre gövdeleri sinir düğümü (ganglion) adı verilen gruplar biçiminde biraraya toplanır .

Sinirler Mesajlarını Nasıl Gönderir?

Sinirler, mesajları elektrik boşalımları biçiminde taşıyan tellere yada telgraf kablolarına benzetile bilirse de, gerçekte sinir itkisi bakır telden akan elektron dalgasından daha karmaşıktır. İtkinin canlı hücre içinden iletimi; elektrik yüklü parçacıkların yani iyonların, bir zarı (bu durumda akson yüzeyini) uzunlamasına değil, çaprazlama olarak aşmasını gerektirir. Sinir hücresi hareketsiz halde iken, yani itkileri iletmediği zaman, kutup laşmış durumdadır. Başka bir deyimle, hücre zarının dış yüzü iç yüzünden farklı bir elektrik yükü taşır. Bu da zarın iç ve dış yüzünde ki sodyum ve potasyum iyonlarının farklı olmasından ileri gelir İçteki- potasyumun yoğunluğu yük sek, sodyumun yoğunluğu ise düşüktür; buna karşılık dışta durum bunun tersidir. Sinir uyarılınca zardaki moleküllerin dizilişi değişir. Bu da potasyum iyonlarının dışarıya, sodyum iyonlarının içeriye sızmasına olanak sağlar. Bu anda, sinir zarı kutupluluğunu yitirir ve elektriksel değişme zarın komşu bölümünün molekül yapısının değiş meşine neden olur, bu bölüm de aynı biçimde kutupluluğunu yitirir. Bu yolla itki, sinir telciği boyunca hızla ilerler.

Sinir hücreleri birbirleri ile «iletişim kurdukları» için ilginçtirler. , Uyarılan bir nöron, akson boyunca, daha önce anlatılan hızlı minik elektriksel vurularla, öteki nöronlara sinapsis aracılığıyle mesajlar gönderir. Elektrik itkileri, kendi başlarına sinapsisleri aşamazlar; sinyal, komşu nöronun yüzeyinde bir itkinin oluşmasına etken olan kimyasal bir yayıcı maddenin salınmasını sağlayarak geçer .

Sinir Sisteminin Rolü

Parmağımızın basit bir fiskesinden, son derece karmaşık iç düzen gerektiren işlere kadar, yaptığımız her hareket, sinir sistemimizin aracılığını gerektirir. Kimi basit tepkiler sinir sisteminin yalnızca belirli bölümlerinden yararlanır. Sıcak bir şeye dokunan biri elini çabucak geri çeker. Bu basit, ama gerekli tepkiye, «omuriliksel refleks» adı verilir, çünkü hareke
tin oluşması içirj derideki duyusal sinir uçlarından gelen itkilerin yalnızca omuriliğe ulaşması yeter. Omurilikteki motor hücrelerin içinde oluşan itkiler gerisin geriye, kolun motor nöronlarına döner ve el kaslarını hareket ettirir. Bu refleks otomatiktir  (Uykuda da oluşabilir), öğrenilmez: bir bebek de aynı biçimde davranır.

Refleks Hareketleri

Çok basit hayvanların davranışı tümüyle refleks hareketlerinden oluşur. Oysa daha gelişmiş hayvanlarda ve insanda daha fazla hareket özgürlüğü vardır, birçok duruma çeşitli biçimlerde tepki gösterebilirler. Refleksler acele durumlarda ve solunum, bağırsak hareketleri gibi dirimsel işlerde önem taşımaya devam ederler. Bununla birlikte insan davranışlarının çoğu ayrı bir kategoriye girer: istemlidir, öğrenilir ve reflekse bağlı değildir. Bu davranış türüne, sinir sisteminin deneylerden öğrenebilmesi ve kendi etkilerine yön verebilmesi olanak sağlar. İki insanın deneyleri tıpatıp özdeş olamayacağı ve birbirinin tıpatıp aynı iki beyin var olamayacağı için, her bireyin sinir sistemi kendine özgü bir biçimde davranır.

 

Bir Cevap Yazın