Plesanta nedir ne işe yarar?

Kasım 22, 2013

Plasenta, anne ve bebeğe ait iki dolaşım sistemini birbirinden ayıran bir organdır.Bir sperm tarafından döllenen yumurta hücresi (zigot) ikiye, dörde ve sonra sekize bölünerek hızla büyümeye başlar. Bunun için çok miktarda besine ihtiyaç duyar. Besin maddelerini anneden alabilmek için, embriyo hücrelerinden bir kısmı plasentayı oluştururlar.Plasenta, trofoblastik hücreler ile oluşmaya başlar.

Plasenta anneyle bebek arasındaki besin, oksijen ve diğer maddelerin alışverişini sağlayan yapıdır. Plasenta yeni hücre gruplarının yani dokuların oluşması için gerekli olan besinleri ve oksijeni özenle seçer ve bunları bebeğe taşırken, atık maddeleri ayırarak onları da annenin vücuduna gönderir.Plasentanın hayati bir görevi de bazı hormonları üretmek ve bu hormonların salgılanmasını sağlamaktır. Bunların yanı sıra bazı zararlı maddelerin dölüte ulaşmasını geciktirerek veya engelleyerek onun korunmasını sağlamaktadır. Bebekte birikmiş olan üre gibi çok gereksiz maddelerin annenin dolaşımına geçmesini de sağlar.Plasenta anne ve cenine ait iki dolaşım sistemini kusursuzca ayırır. Gazlar, besin maddeleri ve atıklar anne ve ceninin kanları arasında değiş tokuş edilir. Fakat amniyon sıvısı ve ayrı dolaşım sisteminden oluşan bu fiziksel bariyerler bebeğin hayatta kalması için yeterli değildir. Bunlar ancak kısmen başarılı olabilir.Plasentanın yeterince gelişmemesi, hastalığı ve iyi çalışmaması fetüs için hayati rol oynar.Bu sıvı sayesinde, hem anne ve çocuk birbirlerinden faydalanırlar hem de korunmuş olurlar.

Rahmin içi, cenini koruyan amniyon sıvısı ile kaplıdır. Amniyon sıvısı olmadan bir bebeğin anne karnında gelişmesi mümkün değildir.12 haftalık olduğunda ceninin kendi kan dolaşım sistemi gelişmiştir. Ancak oksijen ve besinlerin alımı, karbondioksit ve atıkların gönderilmesi için halen annesine bağımlıdır. İki dolaşım sistemi arasındaki değiş tokuş kanlar karışmadan gerçekleşmelidir, yoksa sonuç ölümcül olabilir.

Plasenta 15 – 20 santimetre çapında oval bir disk şeklindedir gebeliğin dördüncü ayında gelişimini tamamlayarak sonuna doğru 500-600 grama kadar ulaşır. Kalınlığı da 2-5 santimetre kalınlığı aralığında değişir. Karmaşık bir yapıdadır.Plasentanın yapısına daha yakından bakıldığında, bu duvarı oluşturan trofoblast hücrelerinin kan için özel olarak tasarlanmış bir bariyer oluşturdukları görülür.Embriyo, annenin dokularıyla çok yakın bir bağlantı içindedir. Bir yandan anneden gelen kanın içindeki maddelerle beslenirken, bir yandan da annenin savunma hücrelerinin tehtidi altındadır. Çünkü embriyo annenin vücudunda düşman kabul edilebilecek yabancı bir madde gibidir. Dolayısıyla besinlerle birlikte anne kanındaki savunma hücrelerinin embriyoya ulaşmaması son derece önemlidir. Ancak plasenta, annenin kanında bulunan savunma hücrelerinin embriyonun tarafına geçmesini engelleyen özel bir tasarıma sahiptir. Annenin kanından alınan oksijen, besin maddeleri ve mineraller bu ince aralıklardan geçerek embriyoya ulaşır. Ama savunma hücreleri daha büyük oldukları için bu aralıklardan geçmeyi başaramazlar.

Plasenta ile bebek arasındaki bağlantıyı sağlayan göbek kordonu ise üç adet damar içermektedir. Bunlar bir kalın toplardamar ve iki daha ince atardamarlardır. Atardamarlar, toplardamarın etrafına helezon şeklinde sarılmıştır. Toplardamar, plasentadan gelen kanı bebeğe ulaştırırken, bebekteki artık maddeleri de atardamarlar anneye ulaştırır.

Bu damarlar jöle kıvamında bir madde tarafından sarılmıştır. Bu jelin önemli bir görevi vardır. Göbek kordonunun kıvrılması ve kırılmasını engeller. Bu özel yapı sayesinde göbek kordonunda gerçek bir düğüm olsa bile kordon tam anlamıyla sıkışamaz. Doğumda ortalama 55 santimetre uzunluğunda olan bu göbek kordonu kesildikten sonra bebeğin plasentaya olan bağımlılığı biter ve ilk ağlamayla akciğerleri havayla dolar.Plasenta, genellikle bebeğin doğumundan sonra yaklaşık 10-15 dakika bir süre içerisinde ayrılır ve sonrasında doktor ya da ebe yardımıyla alınır. Bebekle birlikte doğduğu için halk arasında bebek eşi olarak adlandırılmaktadır.Plasenta bazen rahime bitişik halde görülür ve kendiliğinden ayrılmaz. Bu tür durumlarda doktor elle ayırır ya da daha zorlu bir tablo ile karşılaşmışsa ameliyatla bile rahimden dışarı alması gerekebilir.

 

Bir Cevap Yazın