Kuruntu Hastalığı-Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Kasım 15, 2013

En az 6 ay süreyle, her gün, bir çok olay için aşırı endişeli beklentiler duyuyor, denetlemekte zorlanıyorsanız kuruntu hastalığı yaşıyorsunuz. Sürekli endişe sonucu kolay yorulma, düşüncelerini toparlayamama, kas gerginliği, huzursuzluk ve uykusuzluk yaşıyor olabilirsiniz. Bu rahatsızlığı yaşayan kişiler çoğu kişi için sıradan olan yaşam olayları hakkında üzüntülü ve endişeli olmaktan kendilerini alamazlar. Ağız kuruluğu, yutma güçlüğü, boğazda bir yumru hissi, terleme, bulantı, ishal, sık idrara gitme ve depresyon belirtileri sık görülür.

Korktuğumuzda kaygı duyar veya tasalanırız. Gelecekte ortaya çıkabilecek sorunlar için kaygı duyar ve tasalanırız. Korku, kaygı ve tasalanma, olağan yaşantılar olarak iyi ya da kötü olarak tanımlanamazlar. Ancak korktuğumuz olaylar her zaman gerçekçi olmayabilir. Hatalı anlamlandırma ile kaygı duyulabilir. Birden, beklenmedik bir biçimde arkanızdan gelen birinden aşırı ürktüğünüz ve çığlık attığınız olmuştur. Kaygı duyma ve tasalanma da benzer bir biçimde ortaya çıkabilir. Yararlı olmayan, işlevsel olmayan tasalanma sürekli bir sorun olmaya başlarsa kişinin “yaygın kaygı bozukluğu” olduğundan söz edilebilir. Kişi çok sık kaygı duyar ve olur olmadık şeyler için tasalanır. Amaç, duyulan kaygı ve tasalanmayı tümüyle ortadan kaldırmak değil, yararlı olmayan, kişinin yaşamını zorlaştıran tasalanmayı azaltmaktır.

Tasalanma sürecini başlatan ya da tetikleyen her şey olabilir. Saate bakarsınız, birden işe yetişemeyeceğiniz ya da bir işinizi yetiştiremeyeceğiniz korkusuna kapılabilirsiniz. Ani yüksek bir ses kafanızda, bir insana çarpıldığı ve çarpanın kaçtığı imgesini hayal ettirebilir. Tetiklenme olunca , zihin, göreceğiniz zararla ilgili düşünceler üretir. Bu durumda odaklanmakta, düşünmekte güçlük çekebilirsiniz. Kaslar gerginleşebilir, huzursuzluk, çarpıntı, titremeler, seğirmeler, sarsıntılar, ağız kuruması, ellerde ve vücutta terleme olabilir. Vücut savaşma, kaçma ya da donakalma reaksiyonu gösterebilir.

Tedavi

Zihinde oluşan düşüncelerin yarar mı, zarar mı verdiği açığa çıkarılır. Korkulan durumların ortaya çıkma olasılığını araştırılarak, başa çıkma becerileri geliştirmesine yönelik çalışılır. Uzun süreli bir rahatlama için, bu sıkıntıya katlanabileceğini öğrenmek ve sıkıntının kendi başına azalıp gittiğini görüp öğrenmek gerekir. Bu yönteme “tasalanmayla karşı karşıya gelme” yöntemi adı verilir. Bu yöntem, tetikleyen düşünceler ve imgelerle sürecin geri kalanı arasındaki ilişkiyi keser.

Tasalanma sürecinde vücudunuzdaki duyumlarla başa çıkabilmek için gevşeme alıştırmalarının yapılması gerekir.

Yaşayarak karşı karşıya gelme, kaçınma davranışlarını durdurmaya yardımcı olacaktır.

Tasarlanmış tasalanma zamanı ile, nerede ve ne zaman tasalanacağınıza ilişkin kendinize izin vererek, tasalanılmayan zamanlar artırılır. Ne gördüğünüz, kokular aldığınız, duyduğunuz, neye dokunduğunuz, neyi tattığınıza dikka ederek zihninize, orada ve o anda olana odaklanmayı öğretebilirsiniz. Böyle bir odaklanma, tasalanmaktan kurtulma becerilerinizi artırarak ve hoş olmayan bedensel duyumlar kendiliğinden ortadan kalkana kadar onlarla yaşamayı öğrenmenizi sağlar. Tasalanma sürecinesebep olan imge, düşünceler ve inanç düzeyinde olabilen yerleşik düşüncelerin ayrımına varmak gerekir. Tasalanma çizelgesiyle tasalanma döneminin günü ve zamanı belirtilir. Duyulan kaygının en yüksek derecesi “hafif, orta derecede, ağır ve aşırı derecede” olarak belirtilir. Tasalanmayı neyin başlattığı yazılır. Tasalanma tetikleyicilerinin içsel mi, dış etkilerden mi kaynaklandığı belirtilir.

İnsanlar, genellikle bir olay hakkındaki algılarını, olayın gerçekliği gibi yaşarlar. Gerçeklerle, bunların yorumlarını yan yana koyma yöntemi, kişinin, somut gerçeklerle, yerleşik düşünceler arasındaki ayrımı ayırt edebilme becerisini artırmayı amaçlar. Tehlikenin abartılması ve güvenlikte olma derecesinin küçümsenmesi, bilişsel çarpıtmalarla kendini gösterebilir. Tasalanmanın derin anlamlarına ulaşabilmek için, önce duyulan tasaların bir dökümünün yapılması gerekir. Her bir konu için gerçekleşecek olsa ne olur? Bu ne anlama gelir? sorularına bakılır. Olabileceğin en kötüsü dile getirilince bilişsel çarpıtmalar ortaya konur. Bu durumlarla baş etmek için bir takım beceriler gerekiyorsa bu becerileri kazanmak için çalışılır. Bilişsel çarpıtmaları tanıyabildikten ve bu çarpıtmaların üzerine gidebiliyor olduktan sonraki adım ;yeni bakış açıları getirmektir. Kimi zaman da yeni bir bakış açısı getirmek kolay olmayabilir.

Tasayla karşı karşıya gelme, belirli birtakım imgelere eşlik eden duygusal sıkıntıdan kaçmak, buna karşı direnmek ya da bununla savaşmak yerine bunu kabul etmeyi öğrenmeyi içerir. Tasayla karşı karşıya gelmenin en son amacı, imgeleri yalnızca imgeler olarak görmek ve iyilik durumumuz için gerçekte korkutan durumlar olmadığını algılamaktır.

Yaygın kaygı bozukluğu olan birçok kişi tasalanmanın gerekli olduğunu düşünür. Dolayısıyla onlar için yalnızca tasalanmayı bırakmak neredeyse olanaksızdır. Tasarlanmış tasalanma zamanı yönteminde amaç tasalanmayı bırakmak değil, bunu daha sonraki bir zamana ertelemektir. Sonuç olarak kişi için bunu yapmak, doğrudan tasalanmayı bırakmaktan ya da bunun üzerine gitmekten daha kolay olur.

Yaygın kaygı bozukluğunun davranışsal tedavisinde iki amaç vardır. Birincisi, hoşa gidecek etkinliklere daha çok katılmayı sağlamak, ikincisi, aşırı ya da gereksiz baş etme davranışlarını azaltmaktır. Davranışsal yanıtı önleme ve yaşayarak karşı karşıya gelme yöntemleri, davranışsal baş etme yanıtlarıyla, kaygının fizyolojik yanıtlar çıkarması arasındaki ilişkiyi zayıflatır. Kişinin duyduğu korku karşısında eylemsizliğinden ya da aşırı tepki göstermesinden kaynaklanan kaygısına dayanmasını kapsar . Yaygın kaygı bozukluğuna eşlik eden bedensel uyarılmada artış bir çok fizyolojik sistemi etkiler. Bunlar arasında sinir sistemi, kalp-damar sistemi, solunum sistemi ve mide-bağırsak sistemi vardır. Bu yüksek uyarılmışlık durumuna her an tetikte olma durumu eşlik eder.

Ardışık kas gevşetmesi 15 değişik kasın gevşetildiği bir alıştırmadır. Bu alıştırmalarla, kas gerginliğinin yanı sıra kalp ve solunum hızları da düşürülebilir. Bu alıştırmanın yapılabileceği en iyi ortam, sessiz, az aydınlatılmış bir ortamdır. Başlangıçta, yarı yatar bir durumda, gözler kapalı olarak ve gevşendiğinde bütün vücudun destekleneceği bir koltukta uygulanmalıdır. Ardışık kas gevşetmesi becerisi kazanabilmek için en iyisi günde iki kez uygulama yapmaktır.

Anksiyete ;

‘ Sürekli gerginim, gevşeyemiyorum. Sanki her an bir şey olacak, sevdiklerimin başına bir şey gelecek gibi. Hep endişeliyim. Ailem, arkadaşlarım yapma, bak tasalanacak bir şey yok diyor ama içime söz geçiremiyorum. Sanki her an bir şeyler oluverecek gibi. Telefon çalsa, kapı çalsa irkiliyorum. Sık sık tüylerim diken diken oluyor. Sürekli bir huzursuzluk var içimde, nedenini anlamıyorum. Vücudumu boyuna kasıyorum, dişlerimi sıkıyorum farkında olmadan. Sonra bir bakıyorum, sanki kilolarca yük taşımış gibi ağrımış vücudum. Yaptığım işe dikkatimi veremiyorum, sık sık hata yapmaya başladım. Uykuya bir türlü dalamıyorum’ diyorsanız kuruntu hastalığı, anksiyete bozukluğu yaşıyor olabilirsiniz. Anksiyete bozuklukları birtakım bilinç dışı çatışmaların sonucunda ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Ayrıca bünyeniz bu rahatsızlığa yatkın olabilir. Anksiyeteye sebep olabilecek çay, kahve,kola, alkol alımı ya da bazı ilaçların kullanımı bu durumu tetiklemiş olabilir. Hormonal bir değişiklik, tiroid bezlerinin çalışmasındaki bozulma ya da anemi gibi bazı organik sorunlar yaşıyor olabilirsiniz. Bastırdığınız bazı sorunlar farkına varmadığınız halde iç dünyanızda şiddetli çatışmalara yol açıyor olabilir. Öncelikle davranışsal gevşeme çalışmaları ve nefes egzersizleri, sonra altta yatan sebebe odaklanarak uygun psikoterapi desteği vermek gerekir. Yine şiddetli sıkıntıların olduğu dönemde ilaç tedavisi eklenmesi gerekebilir. İlaç tedavileri tek başına deil, psikoterapi desteğiyle birlikte yapılmalıdır. Psikoterapiyle alt yapıdaki sorunlar ortadan kaldırılmaya başlanınca ilaç tedavisi kesilir. Aksi durumlarda uzun ilaç tedavisi ihtiyacı ilacın bağımlılık yapması değil, ihtiyaç halinin devam etmesinden kaynaklanır.Kullanılan ilaçlardan bağımlılık yan etkisi riski olanlar zaten bağımlılık yapmayacak şekilde ve dozda verilir. Antidepresan ilaçları ise kesinlikle bağımlılık yan etkisi yoktur.

 

Bir Cevap Yazın