Evlilikte Aldatma Nedenleri

Kasım 26, 2013

Sadakat tüm zamanlar için evliliğin en önemli şartlarından biriydi. Her ne kadar aşk evliliği ideal evlilik sayılsa da toplumun birçok katmanında ‘aşk’, evlilik için ön şart olarak kabul edilmemekteydi.

Zamanın hızla değişimine rağmen aldatma ile sadakat kavramları güncelliğini kaybetmemiştir. Modern bir evlilik için aşk evlilik bağlarının temel şartı sayılırken, daha geleneksel, tutucu yapıdaki evliliklerde daha farklı değerler ön sıraya geçebilmektedir. Ancak iki kişiyi evliliğe iten neden ne olursa olsun, eş tarafından aldatılmanın acısı herkesi derinden incitebilmektedir. Bu yüzden de aldatma eğilimleri yıkıma kadar götürebilen ciddi stres kaynağıdır.

Aldatma bir nevi çeşitli çatışmaların, çelişkilerin, anlaşmazlıkların sonucu olabileceği gibi çok nadir durumlarda ortada bir neden yokken kişinin anlık aldanması gibi de düşünülebilir. Ancak her durumun arkasında mutlaka bir neden vardır.

Aldatmanın başlıca nedenlerine bakacak olursak:

1)Cinsel sorunlar

2)Ekonomik sorunlar

3)Çiftlerin değer sistemleri arasındaki farklılıklar

4)Uzun ayrılıklar

5)Bireysel patolojiler

6)Yeni bir aşk

7)İntikam

8)Karşılıksız aşk vs.

Öyle durumlar vardır ki, dışarıdan bakıldığında bir karara varmak imkânsız gibidir. Eşlerden birinin hastalığı nedeniyle yatalak olması ve tek başına herhangi bir ihtiyacını görememesi gibi bir durumu düşünelim. Diğer eş ilgi ve alakayla senelerce hasta olanın yanında olup ihtiyaçlarını gidermektedir. Bu çiftin biri hasta, diğeri ise sağlıklıdır. Akla şu soru geliyor. Sağlıklı olan eş böyle bir yaşam tarzına en fazla ne kadar dayanacaktır? Birinin ihtiyaçları mümkün olduğu kadar karşılanmaktadır, ancak diğer kişinin ihtiyaçları? Daha net olmak gerekirse sağlıklı eşin cinsel yaşamı ne durumdadır? Buna benzer örnekleri duymuşuz veya görmüşüzdür. Kuma getirilebilir (hasta eş kadın ise) ya da daha farklı seçeneklerde uygulanabilir. Bu bir aldatma olabileceği gibi çözüm yolu da olabilir. Hatta bazı durumlarda bu çözüme karşılıklı anlaşarak varılabilmektedir. Tabi ahlaki boyutu da tartışmaya açıktır.

Birey cinsel yaşamı olmadan yaşayabilir mi? Yaşayabilir, ancak ya ruhen ve iradeyle çok güçlü olup bu enerjiyi başka yönlerde kullanacak, bunu başaracak irade ve güçte değilse de ruhsal bozukluklarla karşılaşacaktır. Çünkü doğuştan gelen ve her insanda var olan güç doğru bir şekilde kullanılmadığında patlayıverir.

Peki ya duygusal boşanma yaşamış çiftler? Nasıl mı? Evlilikleri çoktan bitmiş ancak sırf çocukları uğruna beraber yaşayan çiftleri düşünelim. Biri diğerinin özel hayatına müdahale etmez, özel hayatlarını istedikleri gibi yaşamada serbestler. Aldatma ile karşılaşan böyle bir evlilik resmi olarak sonlandırılmamışsa da kendi içinde yıkıma uğramıştır.

Evlilik dışı ilişkilerin nedeni ne olursa olsun sonuçları çok farklı olabilmektedir. Yani eşler arası ihanet evlilik ilişkisini yok olmaya sürükleyebileceği gibi aynı zamanda ilişki adına yeni fırsatlar da açabilir. Örneğin daha önce fark edilmeyen sorunlar, ihmaller, ilişkinin dinamiği (nereden nereye gelindiği) çiftlere ilişkileri hakkında içgörü kazanmalarına yardımcı olur. Çünkü çoğunlukla çiftler evlilik ilişkilerinin içeriğine değil de ilişki şekline odaklanmakta, daha yüzeysel yaklaşmaktalar. Zamanla bu tür yaklaşım evliliği bir rutine dönüştürmektedir. Rutin bir ilişki ise sıkıcı olmaya mahkûmdur.

Evlilik dışı ilişkiler hep vardı ve var olacak. O zaman akla takılan soru bu durumda ne yapılmalı, nasıl davranılmalıdır? Çoğunlukla çiftler bu tür sorunlarla nasıl baş edeceklerine tek başına karar veremeyebilirler. Böyle durumlarda uzman yardımı mühimdir. Çünkü çift terapilerinde her iki taraf da kişisel farkındalıklarını kazanarak, kendilerini, birbirlerini ve nihayet ilişkilerini daha iyi tanırlar.

 

Bir Cevap Yazın