Çocuklarda Utangaçlık Nedenleri

Kasım 15, 2013

Utanma duygusunu tabii ve fıtri bir duygu olarak düşünebiliriz. Hatta bazı durumlarda aileler çocuklarının utangaç ve mahcup olmalarını bile isteyebilirler. İnsan hayatında yeni ortamlara girmek yeni kişilerle tanışmak ve kendini ifade etmek kaçınılmaz sosyal bir gerçekliktir. Farklı ortamlarda, yeni tanıdığımız insanları tanıma ve güvenilir olup olmadığını anlama süresince çekinik kalmakta da ciddi bir sorun yoktur.

Özellikle çocuklar, odak oldukları ortamlarda ciddi utangaç tavırlar gösterirler. Ancak her yaşa mahsus olan sosyalleşme ihtiyacı bazı çocuk için işkenceye dönüşebilir. Sadece çocuklar için değil bazı yetişkinler için bile bazı ortamlar endişe kaynağıdır. Topluluk önünde konuşmak bunlardan biridir. Heyecan ve utanma bazı ortamlar için doğal olabildiği gibi; bu duygunun genele yayılması ve bu duygudan kaçmak için yaşamsal alanların kısıtlanması bir psikolojik hastalık belirtisi olabilir.

Çocuklar büyüdükçe yaşla birlikte sosyalleşmedeki becerisinin artması beklenir. Sosyal davranış kalıplarının artması ve değişik ortamlarda farklı insanlarla ilişkiye geçmesi sosyalleşmenin bir parçasıdır. Yeni ortamlarda, tanımadığı insanlarla karşılaştığında çocuğun endişeli, huzursuz, mutsuz, yetersiz tavırları aileleri elbetteki endişelendirebilir. Ancak yabancı insanlara karşı stresi (yabancı anksiyetesi) çocuğun yaşıyla birlikte zamanla azalmıyorsa; insanlarla iletişimde aynı endişe ve korku devam ediyorsa; utanma, yaşamsal alanlarını olumsuz etkiliyor ve temel becerilerini ifadede zorlanıyorsa bu duygu, utanma duygusunun ötesine geçmiş, sosyal fobiye dönüşmeye başlamış demektir. Bu tür durumlarda çocuk, utanma duygusuna neden olabilecek ortamlardan kaçarak, kendini rahat hissedebileceği birkaç insanın ve ortamın dışında, elinden geldiğince farklı ortamlara girmemeye çalışacaktır.

Ayrıca çocuğun yaşına paralel bir sosyal olgunluk gösterememesi çocuğun sosyal çevresi tarafından dışlanmasına, istenmemesine ve çeşitli etiketlerle anılmasına neden olur. Bu; çocuğun, daha fazla içe dönmesine ve güven duygusunun sarsılmasına sebep olur. Bu durumdaki çocuk kendisini aşılması zor bir kısır döngünün içinde bulabilir.

Sosyal fobi büyük oranda çocukluk çağında başlar ve çocuğun okul hayatını çok olumsuz etkiler. Sosyal fobik çocukların ders başarıları genel olarak düşüktür ve hatta erken dönemde okulu bile bırakabilirler. Tahtaya kalkmak, parmak kaldırmak tam bir işkence halidir. Eve kapanırlar, yalnız gezerler ve başkaları tarafından sürekli küçük düşürüleceği korkusunu yaşarlar. Saygı duyulduğundan ve önemseneceğinden emin olduğu ortamların dışında hareketleri oldukça çekimser, korkak ve heyecanlıdır. Doğru bildiğinden emin olsa bile konuşamazlar. Sanal âlemde arkadaş edinerek yalnızlıklarını hafifletmeye çalışırlar. Dolayısıyla bilgisayar bağımlılığı oldukça yüksektir. Zamanla sosyal fobinin depresyon gibi başka psikiyatrik rahatsızlıkla birlikte görülme sıklığı oldukça fazladır.

Utanma duygusundan, sosyal fobiye uzanan hikâyenin elbette ki fiziksel, genetik psikolojik ve eğitimsel birçok nedeni vardır. Bazı anne baba tutum ve davranışlarının bu durumu artırıcı etkisi olduğu unutulmamalıdır.

Aşırı titiz, eleştirisel, mükemmeliyetçi; ayrıca başkalarının gözünde çocuğunun nasıl algılandığına aşırı önem veren ebeveynler çocuklarının bu durumunu kabulde zorlanırlar. Aşırı korumacı tavır da en az eleştirici tutum kadar çocuğun sosyal gelişimi açısından olumsuz bir tutumdur.

Bu konuda anne ve babaların öncelikli yapması gerekenler;

  • Öncelikle çocuğu var olan kapasitesiyle ve bir bütün olarak kabul etmek çocuğun sosyal gelişimi açısından önemlidir.
  • Çocuğu ağır eleştirmek, kıyaslamak, küçümsemek çocuktaki utanç duygusunu fobiye dönüştürebilir; bu davranışlardan şiddetle kaçınılması gerekmektedir.
  • Çocukların kendilerine güvenmelerini sağlayacak, sosyal becerilerini geliştirici ortamlar ayarlamak girişimciliğini artıracak, utangaçlığını azaltacaktır.
  • Aşamalı olarak çocuktan utangaçlığının üstesinden gelmesi beklenmeli, çocuğun bir an önce bu çekingenlikten kurtulması beklenmemelidir.
  • Utangaçlığın çok arttığı durumlarda kademeli olarak önce çocuğun keyif alacağı ortamlarda gülümseme pratiğiyle başlayan, kendi yaşıtlarına selam vermeyle de devam eden aşamalı hedefler belirlenmeli ve çocuğa uygulama konusunda yardımcı olunmalıdır.
  • Zamanla ebeveynler çocuğu kaçındığı sosyal ortamlara alıştırmalı, bunda acele etmeden sistematik olarak az stresli ortamdan çok stresli ortama doğru adım adım ilerlemelidir.
  • Başarıları ödüllerle de pekiştirerek, çocuğa “başardın” hissi tattırılmalıdır.
  • Bu süreçte zorlama, eleştirme, bağırma çocuğun tüm istek ve hevesini kıracaktır. Başaramıyorum duygusuna neden olacaktır. Sakin ve hoşgörülü bir tavır sergilenmesi ise problemin çözümünde en önemli adımdır.

Sosyal fobi, tedavi edilemediği durumlarda, çocuklarda yaşam boyu endişe, yalnızlık, mutsuzluk, kapasitesini yeterince kullanamama gibi telafisi zor, psikolojik ve psikiyatrik sıkıntılara neden olur. Bu nedenle ilerlemiş bir sosyal fobinin tedavisinde psikoterapi ve ilaç tedavisi ile olumlu sonuçlar alınabilmektedir

Unutulmamalıdır ki mutlu insan ve sağlıklı toplum olabilmenin yolu; sağlıklı ilişkiler kurabilmekten geçer.

kaynak:bayrampasabilgimerkezi

 

Bir Cevap Yazın