Boşanma Sürecinde Evlilik Terapisi Ne Kadar Etkilidir?

Kasım 26, 2013

Boşanma sürecinde, en azından kafada boşanmaya karar verildiği zaman, çiftler son bir gayretle evlilik ve aile terapistine başvururlar. Burada genellikle çiftlerden birisi boşanmayı arzu etmez. Dolayısı ile boşanmak istemeyen, diğerini son bir deneme için bize gelmeye ikna eder. Kararlı olan genelde bu evliliği artık imkansız gördüğünü, karşı tarafın asla değişmeyeceğini, bu terapiyi manasız, gereksiz ve umutsuz bir gayret, diye niteler. Terapi boyunca kah söz verir, cayar gelmez; kah gelse bile diğeri için atar tutar veya ağlar. Çoğu zaman ya çocuksuzdur veya çocuk varsa bile artık onu gözü görmemektedir. Onun için, bu evlilik zaten bitmiştir. Terapi boyunca kararlı olan, sadece ayrılmamak için çırpınan tarafın alıştırılmasını bekler. Bazen terapiye ve mevcut anlaşmazlıkların ortasını bulma veya çözüm getirme gayretlerimize ses çıkartmaz ama bu sefer kendisi rahatsızlanmaya başlar. Panik atak, psiko somatic rahatsızlıklar ve hatta depresyon başlar. Bir süre de bunun mücadelesi ve terapisi verilir. Fakat neticede, genellikle taraflar ayrılık kararı alır. Bununla ilgili üç vaka anlatmak isterim:

AYRILIK BAZEN KAÇINILMAZ
1) Karı – koca doktor olan bir çift vardı. Kadın eşine nazaran daha çok para kazanan, kendi tabiri ile “genç, güzel ve zenginim; niye bu adamı daha fazla çekeyim?” düşüncesi ve eşinin ısrarı ile terapiye geldiler. Koca, karısını aşırı düşkünlüğü ile boğan, maraz derecesinde sevdiğini tekrarlayan, ağlayan, 11 yaşındaki kızlarını, arkadaşlarını, herkesi kullanarak kadın üzerinde duygusal baskı yaratmakla suçlanan bir kişiydi. Yapılan terapi sırasında ayrılmakta ısrar eden hep kadındı. Kızları çok üzgün, mahzun, ebeveynine düşkün bir çocuktu. Bu ayrılığı hiç istemiyordu, her iki tarafı da iknaya çalışıyordu. Tabii ki çocuğa da terapi yapıldı ve anne baba ayrılığının çocukta yarattığı güvensizliğin kalıcı olmaması sağlandı. Çocuk makul bir şekilde durumu kabullendi, taraf tutmadı. En son safhada ise,dostça ayrılmaları, kendilerini ayrılık durumuna hazırlamaları, evlilik sonrası olası beklenen travmalara karşı nasıl davranılması gerektiği konuları işlendi ve terapi neticelendi.

ONARMAK ZORDUR
2) Bu vakada ise çift, önce evlilik terapisi için geldi. Aralarında seks anlaşmazlığının sebeplerini, devamlı bağıran kadının, aslında mutsuzluğunu, ruhsal eksikliklerini haykırdığını gösterdik. Yapılan terapi iyi netice verdi ve çift ayrılmaktan vazgeçti. Ancak bir sene sonra, bu sefer kocanın ihanet şüphesi ile tekrar geldiler. Görüldü ki, bu sefer senelerin getirdiği aşağılanma, hakaret, horlanma erkekte çok derin etkiler bırakmış. Bir evvelki evlilik terapisinde, başrol oynayan kadının, bu sefer yapıcı, sevecen, alttan alan, anlayışlı tavrına rağmen, erkeğin onarılmış ruhu bu evlilik için geri getirilememişti. Bu sefer kadına son bir gayretle kocasını elde tutma, tekrardan birlikteliği yakalama sanatı öğretildi. Erkeğe ise mantığını kullanması, geçmiş güzel anıları hatırlaması, eşinin gayretlerini değerlendirmesi şeklinde terapi yapıldı. Ancak maalesef kopan ilişkiler, üzeri terapi ile kapatılmış yaralar kolay iyileşemiyor. Bu durumda mağdur durumdaki kadın boşanma fikrine alıştırıldı. Hayattan vazgeçme tarzında görülen depresyona girmemesi sağlandı. Birlikte yapılan terapilerde, kırıcı olmaması sağlanarak karşılıklı münakaşalara, ağlama, suçlama periyodlarına müsaade edilerek sağlıklı deşarjlar yaptırıldı. Bu arada erkekteki intikam ve maddi cezalandırma eğilimleri şefkat, yardım, anlayış gösterme şekline terapi ile dönüştürüldü.

3) Son olarak her iki tarafın da, önce evlilik terapisi için gelip, daha sonra bu gayreti ayrılık için kullandığı bir vakaya değinmek istiyorum. Kadın güzel bir sekreter, adam başarılı bir bankacı idi. Çocukları yoktu ve 5 senelik bir flört devresinden sonra kısa bir süre önce evlenip, bana gelmişlerdi. Kadında psikiyatriste gitmesi gerektiğini düşündüren bir paranoya vardı. Kocası ise “görünüşte” sakin, iyi niyetli, anlayışlı, hiç de suçlandığı gibi psikopat kişilik sergilemeyen bir şahıstı. Aralarındaki aşırı kıskançlık, acayip cezalandırmalar (duşun altına sokmalar, eve kilitlemeler, dayak sırasında ses çıkmasın diye ağzını kapamalar…) gereksiz şüpheler, had safhada güvensizlik bu vakada evlilik terapisini güçleştiriyordu.

GÖRMEZDEN GELİNİYOR
Ancak, birbirlerini çok uzun tanıma süreci geçirmiş olarak evlenmeleri, yine de bir orta yolda buluşabilecekleri kanaati veriyordu. Aslında evlenmeden önce, her iki taraf da karakter farklarını, aşırı sivri taraflarını, uyuşmazlıklarını ele vermişlerdi. Ancak sonradan işi ayrılmaya kadar götürecek hususlara bu devrede önem verilmiyor, “nasılsa düzeltirim”, “ben değişir, ona uyarım” şeklinde, hormonların da etkisi ile pembe gözlüklerle bakılıyor. Şahıslar önce bu ön uyarıcıları gerektiği kadar dikkate almıyor, ama evlendikten sonra aynı hususlara, bu sefer gereğinden fazla önem vererek saadetlerini sarsıyor. Bu vakada da konular önce miyop, sonra da şaşı bakılarak değerlendirildiği için, evlilik terapisine gelinmişti. Terapi dışı bazı gelişmeler nedeniyle taraflar ayrılma kararı aldı ve sonrası için yapmamız gereken terapiye dahi gelmedi.

Netice olarak; eğer arada sevgi kalmamışsa, taraflardan biri illa ki ayrılmada ısrar ederse, fiziksel veya manevi taciz varsa ve en önemlisi, şahıslar evliliği kurtarmak istemiyorlarsa, evlilik terapisi ne yazık ki boşanma terapisine dönüşüyor.

SELİN ÖZKÖK

Sabah.com.tr

 

Bir Cevap Yazın