Bağışıklık nedir

Ocak 2, 2014

• Zararlı dış etkenlerin (mikrop, virüs, vb.) bütün saldırıları, saldırıya uğrayan organizmanın savunmasıyla karşılaşırlar. Bunun sonucunda, saldırganın saldırı silahlarıyla (mikrop zehirleri gibi), kişinin savunma araçları arasında bir çatışma başlar. Hastalığın evrimi t bu savaşımın sonucuna bağlıdır.
• Saldırı zamanla engellenirse, hasta, mikrobun etkililiğine ve savunma gücünün yeterliliğine göre, az ya da çok uzun bir süre sonra iyileşir.
• Saldırı gelişmeyi sürdürür ve savunmayı aşarsa, hasta ölür ya da en iyi durumda, hastalık süreğenleşir.
• Dış saldırıya karşı savunmanın, saldırının ilk kez olmasına ya da tekrarlamalar biçiminde olmasına göre, değişik görünümleri vardır. Birinci durumda, organizma, saldırganın biçimi ve yapısı ne olursa olsun, ayrım gözetmeksizin kendine özgü silahlarıyla karşı koyar. Buna «doğal bağışıklık» denir. İkinci durumda, organizma ilk saldırıdan, saldırganın kesin ve kalıcı bir anısını saklar. Yeni bir saldırıda onu tanır ve ona göre hazırlanmış, yalnızca onunla ilgili olan, kendine özgü savunma araçlarıyla karşı koyar. Buna da «sonradan kazanılmış (edinsel) bağışıklık» denir.
• Doğal bağışıklığın etmenleri, hastalık yapıcı etken ile tehdit edilen kişi arasındaki savaşımdan önce de organizmada vardır. Bu bağışıklık etmenlerinin bir bölümü, hücreler ve dokularla ilgilidir; ötekiler, canlıdaki beden sıvılarında bulunan çözünür maddelerdir.
• Gerek çözünür madde (zehir), gerek mikrop, gerek hücre olsun, herhangi bir yabancı
maddenin organizmaya girmesinden sonra beliren yeni bir tepkiye «sonradan kazanılma bağışıklık» (edinsel bağışıklık) denir. Doğal ya da koruyucu amaçla yapay olarak yaratılan bir enfeksiyondan sonra, kendiliğinden kazanılmış olabilir. Yapay olarak kazanıldığında, organizmanın aşılamayla kendi savunma silahlarını oluşturması istendiğinde, «etkin bağışıklık» diye nitelenir. Organizmaya, serum tedavisi aracılığıyla kullanamaya hazır silahlar (antikorlar) verilirse, «edilgin bağışıklık» diye adlandırılır.
• Sonradan kazanılma etkin bağışıklığın temel özelliği, özgül olmasıdır; yani bu bağışıklık, yabancı bir maddenin (antijen) bedene girmesine karşı, bütünüyle bu saldırgana özgü ve öteki bütün saldırganlara karşı etkisiz olan bir korunma aracı (antikor) yapımıyla birlikte organizmanın tepkisidir.
• «Yapay edilgin bağışıklık»- takan, plazma, nekahatteki insan serumu, gamaglobülin iğneleri ya da özel biçimde bağışık kılınmış hayvanların serumları kullanılır. Bu tedavi biçimi, 1890 yılında Behring tarafından difteri için bulunmuş ve klinik kullanıma sokulmuştur. Bundan sonra tetanos, gazlı kangren, yılan zehiri serumu, vb. geliştirilmiştir. Bu serum ve gamaglobülin öğeleri, hem hastalıklardan koruyucu, hem de tedavi edici olarak kullanılmaktadırlar.
• «Doğal edilgin bağışıklık», fizyolojik olarak gebeliğin i- kinci yarısında, eten aracılığıyla anne imünoglobülinlerinin çocuğa geçmesiyle oluşur.

BAĞIŞIKLIK TEPKİSİNİN ÖNLEYİCİ VE TEDAVİ EDİCİ UYGULAMASI

• Bağışık serumlar hemen hemen anında, ama kısa süreli etki gösterirler. Çünkü, bedene dışardan gelen bu antikorlar, bedende yapılmadıklarından, bir süre sonra kanda yiterler. Kişinin kuduz, tetanos ya da kuşpalazı gibi ciddi bir hastalığın kuluçka döneminde bulunduğundan korkulduğunda kullanılırlar. Bu durumda, iğneyle nispeten küçük dozlar verilir; bu, önleyici serum tedavisidir. Serumlar, ciddi bir hastalık (tetanos; kuşpalazı; tetanos mikrobuna çok yakın olan ama bozulmuş konservelerin yenmesiyle oluşan ve çok tehlikeli olan botülizm; yılan ya da akrep sokması; kuduz) ortaya çıktığında da, elden geldiğince çabuk kullanılırlar. Bu durumda çok yüksek dozlar verilmelidir.
• Aşılar geç etkilidirler. Tam bir koruma, 3 ay kadar bir süre gerektirebilir. Ayrıca yalnızca önleyicidirler ve açığa çıkmış bir enfeksiyonda, hattâ kuluçka döneminde bile etkisizdirler.
• Serum-aşı, 2 yöntemin yararlarını birleştirir. Özellikle tetanosun önlenmesinde kullanılır. Kirli ve derin bir yaralanma karşısında, bir omuza tetanosa karşı serum, ötekine tetanosa karşı aşı şırınga edilir. Serum, anında korur ve etkisi bittiğinde, aşı koruyucu görevi üstlenir. Serumlar ve aşılar, hiç bir zaman damar yoluyla verilmemelidir. Çünkü ilk verişte önemli bir serum hastalığı tehlikesi, sonraki verişlerdeyse anafilaksi şoku tehlikesi vardır.

 

Bir Cevap Yazın