Arafat Nedir

Mart 13, 2014

Arafat, Mekke’nin doğusunda, haccın en önemli rüknü olan vakfenin yapıldığı yer.

Kelime olarak “Bilme, anlama, tanıma” ve “Güzel koku” gibi mânalara gelen bir kökten türemiş olan arefe ve arafatın etimolojisi ve aralarındaki anlam farkı konusunda değişik görüşler ileri sürül­mekle birlikte, genel olarak arafat kelimesinin arefenin çoğulu olmayıp her iki­sinin de tekil halinde aynı yerin adları olduğu kabul edilmiştir. Bu yere Arafat adının veriliş sebebi kesin olarak bilin­memekte ise de bu konuda bazı görüş­ler ileri sürülmektedir. Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın yeryüzüne indikten sonra bu­rada buluşup tanışmaları veya Cebrail’in Hz. İbrahim’e haccın nasıl ve nereler­de yapılacağını öğretirken Arafat’a gel­diklerinde ona. “Arefte?” diye sorması, onun da “Areftü” demesinden do­layı buraya Arafat veya Arefe dendiği kaynaklarda zikredilmiştir. Ayrıca dün­yanın her tarafından gelen insanların bu yerde birbirleriyle görüşüp tanışma­ları veya günahlarını itiraf ederek Al­lah’tan af dilemeleri, af dileyenlerin af­fedilmelerinden sonra günah kirlerin­den temizlenip Allah katında güzel bir kokuya sahip olmaları sebebiyle bu adın verildiği de ileri sürülen görüşler ara­sındadır.

Arafat Mekke’nin 21 km. doğusunda, Tâif dağ yolu üzerinde ova görünüşün­de düz bir alandır. Doğu, kuzey ve güne­yindeki dağlar bu ovayı bir yay gibi ku­şatmış, bunlardan Arafat’a bitişik olan­lar Arafat’tan sayılmıştır. En uç noktala­rı arasında doğudan batıya 6.5 km., ku­zeyden güneye de 11-12 km. uzunlukta olan bu sahanın tamamı 13.68 km2dir ve kuzey kesiminde halk arasında Ara­fat dağı olarak bilinen ve eskiden İlâl veya Elâl diye adlandırılan granit taşla­rından oluşmuş Cebel-i Rahme bulun­maktadır. Aslında Arafat dağı bu değil, Arafat sahasını kuşatan dağdır.

İslâm Ansiklopedisi’nde vakfe yapı­lan yerin Cebel-i Rahme’den ibaret ol­duğu ve vakfenin yalnızca bu tepenin üzerinde yapıldığı izlenimi verilmiştir.Halbuki vakfe Hz. Peygamber’in, “Arafat’ın tamamı vakfe yeridir” buyurması sebebiyle, aşağıda sınırları belirtilen Arafat saha­sının her yerinde yapılabilmektedir.

Ezraki. Muhibbüddin et-Taberî, Fâkihî ve Fâsî gibi Mekke tarihiyle ilgili eser veren müelliflerin belirttiklerine göre, batıda Ürene vadisi, doğuda Sa’d dağın­dan eski Tâif yoluna kadar uzanan ve Arafat vadisini çevreleyen Arafat dağla­rı, güneyde Nemire dağının doruğu, İbn Âmir bostanlığı. Ürene vadisi ve eski Tâif yolu, kuzeyde Sa’d dağı ve Ürene vadi­sine kavuşuncaya kadar uzayan ve üst tarafı Kinâne, alt tarafı Hüzeyl kabilelerine ait olan Vasîk vadisi Arafat sahası­nın sınırlarını teşkil etmektedir.

Bu sınırlar içerisinde kalan Arafat’ın batısında Nemîre Mescidi bulunmakta­dır. İbrahim Mescidi ve Arafat Musalla­sı diye de adlandırılan bu mescidin kıb­le yönüne gelen ilk yarısı Arafat sınırları dışındaki Drene vadisinde, ikinci yarısı ise Arafat sınırları içinde kalmaktadır. Amr b. Dinar’ın anlattığına göre İbn Zübeyr zamanında Ürene vadisinde, arefe günü öğle ve ikindi namazının cemedilerek kılındığı yerde Hz. Peygamberin taş­tan yapılmış küçük bir minberi vardı. Bunu sel götürünce İbn Zübeyr ağaçtan yeni bir minber yaptırdı.

Arafat sahasının tamamı Hil bölge­sindedir yani Harem sınırları dışında kalmaktadır. Ancak Harem sınırının bittiği yerde Arafat sınırı başlamamakta, arada Ürene vadisi bulunmaktadır. Gü­nümüzde Harem sınınnın bittiği nokta­lar uyarıcı levhalarla işaretlenirken Arafat sınırı da duvar görünümünde büyük sınır taşlarıyla belirlenmiştir.

Arafat vadisinin tamamında vakfe yap­mak mümkün olduğu halde hacılar. Hz. Peygamber vakfesini Cebel-i Rahme’de Neb’a ve Nübey’a kayaları arasında bu­lunan Nâbit tepesi üzerinde yaptığı için aynı yer ve çevresinde bulunmayı arzu ederler. Bundan dolayı bu bölge hacıların izdihamına en çok mâruz kalan bir yer olagelmiş, hacılara hizmet vermek üzere kurulan sosyal tesisler daha çok bu çevrede yoğunluk kazanmıştır. İbra­him Rifat Paşa bu civarda sekiz havuz bulunduğunu, sağlam yapılı olan bu havuzlann hac zamanında Aynizübeyde’den boru hattı ile getirilen su ile doldu­rulduğunu, her yıl hac mevsiminden ön­ce bu havuzların onarım ve temizlik işlerinin yapıldığını, aynı zamanda Arafat Çarşısı diye bilinen ve et dahil her çeşit gıda maddesinin satıldığı yerin de bu bölgede bulunduğunu kaydeder. Arafat’ta hacılar için hazırlanan çadırlar Klasik kaynaklarda zikredildiğine gö­re Arafat’ta bahçeler, arefe gününde Mekkeliler’in gelip oturduğu güzel ev­ler bulunmakta idi. Artık bunlardan bir eser kalmamakla birlikte ciddi bir ağaç­landırma projesinin uygulanmasıyla bu­günün Arafat’ı Mekkeliler’in mesire ye­ri olma özelliğini yeniden kazanmıştır. Bunun yanı sıra aydınlatma, haberleş­me ve sağlık hizmetlerinin yerine geti­rilmesinde teknik gelişmelerden istifa­de edilmiş, isteyen bütün ülkelere uy­du aracılığıyla vakfenin naklen yayınlan­ması için gerekli televizyon istasyonların kurulmuş, büyük otoparklar inşa edil­miş ve hacılann Müzdelife’ye dönüşü­nü kolaylaştırmak için Arafat’ı Müzdeli­fe’ye bağlayan dokuz ayn otoyol yapılmıştır.

Hz. Peygamber’in “Hac Arafat’tır” buyurması, İslâm’ın beş şartından biri olan hac iba­detinin yerine getirilmesinde Arafat’ın ne kadar önemli bir yeri olduğunu gös­termeye kâfidir. Bu hadise dayanılarak bütün mezheplerde Arafat’ta vakfe haccın rükünlerinden sayılmış, Hanefîler’de ise “Aslî rükün” sayılıp diğer rükünlerden farklı olan önemine işaret edilmiş­tir. Yine bütün mezhepler, vakfe zama­nı içerisinde bir an bile olsa Arafat’ta bulunmayan kimsenin haççının geçersiz olduğu konusunda görüş birliği içinde­dirler.

Arafat’ta vakfe zamanı, arefe günü güneşin zevalinden sonra başlar, ertesi gün şafak vaktine kadar de­vam eder. Sünnete uymak açısından esas olan, Arafat sınırları içine zilhicce­nin dokuzuncu günü zevalden sonra gir­mek ise de günümüzde birlikte hareket mecburiyeti sebebiyle, hacıların büyük çoğunluğunun zilhiccenin sekizinci gü­nü Arafat’a taşınmaları ve geceyi orada geçirmeleri teamül haline gelmiştir. Gü­neş batıncaya kadar Arafat’ta kalmak vaciptir; güneşin batmasından sonra da Müzdelife’ye doğru yola çıkılır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi

 

Bir Cevap Yazın